Bir Başkadır Londra’nın Sokak Ziyafeti…

Geçtiğimiz ay Londra’nın bir kısım Türkün de yaşadığı Dalston semtinde düzenlenen “Street Feast” (Sokak Ziyafeti) etkinliğine Time Out London dergisinin konuğu olarak katılma şansını elde ettim.

Etkinliğe davetli olduğum için giriş ücreti ödemedim, üstelik bir bira ve tekilalı sorbeyi de ücretsiz alabildim. Etkinlik kapsamında Londra’nın en iyi sokak mutfağı kahramanları stand açıyor. 50’den fazla değişik yemek tadabilirsiniz. Yemek tezgahlarının aralarına da barlar serpiştirilmiş, içkinizi de oralardan alıyorsunuz.

İlk denediğimiz şey Malezyalıların meşhur yemeği satay usulü tavukla yapılmış mini burger oldu. Hiç fena değildi. Birayla da iyi gitti hani 🙂

IMG_8946

“Chicken satay” mini burger (Fotoğraf: Filiz Taylan Yüzak)

Bedava biralar bayağı kötüydü, su gibi, Amerikan usulü… Sevmedik. Ama aşağıda yediğimiz ördek burger ilginçti bak 🙂

IMG_8947

Ördek burger / duck burger (Fotoğraf: Filiz Taylan Yüzak)

Aşağıda göreceğiniz Meksika fasulyesinden yapılmış tortilla (bir çeşit hamur) üstüne, yayık sütüyle marine edilmiş kızarmış tavuklu, hafif acılı tacos (Meksika usulü atıştırmalıklardan sadece biri 🙂 buradaki favorimiz oldu.

IMG_8948

Acılı tacos ile misket limonunun (lime) dayanılmaz çekiciliği… (Fotoğraf: Filiz Taylan Yüzak)

Baktık tacos güzel, aynı tavuğu bir de porsiyon olarak aldık. Gerçekten lezzetliydi. Üstünde mayonez ketçap karışımından oluşan bir sos ve yanında yine (tabii ki!) misket limonu ile servis ediliyor. Yanındaki, elimizde gezen “bidava” tekilalı sorbemiz ile biraz alakasız oldu, ama neyse 🙂

IMG_8951

Kızarmış tavuk (Fotoğraf: Filiz Taylan Yüzak)

O güzel tacos’un ve tavukların mimarı stand, altta resmi görünen Breddos imiş.

IMG_8960

(Fotoğraf: Filiz Taylan Yüzak)

İkinci favorim de buydu, lezzetli mini burgercikler!

IMG_8952

(Fotoğraf: Filiz Taylan Yüzak)

Sanırım alttaki standdan aldık bu güzelleri.

IMG_8956

(Fotoğraf: Filiz Taylan Yüzak)

Genel ortam da aşağıdaki gibiydi. Mayıs ayı gelmiş olmasına rağmen Londra havası maalesef henüz sıcak filan olmadığı için berelerle ateş başında ısınan sefil (!) foodieleri aşağıda görebilirsiniz. “Ne çektik be!”

IMG_8961

(Fotoğraf: Filiz Taylan Yüzak)

Bu etkinliğe tek bir eleştirim var: burgerci sayısı biraz fazlaydı. Egzantrik yemek sayısı daha fazla olabilirdi. Ama genel olarak yemekler güzeldi doğrusu.

Şanslıyız ki dünya mutfağıyla haşır neşir olmak isteyenler için Street Feast, her Cuma ve Cumartesi akşamı, 17.00-00.00 saatleri arasında aynı yerde hizmete vermeye devam edecek. Ta ki 3 Ekim’e kadar! Üstelik saat 19.00’a kadar giriş ücretsiz, 19.00’dan sonra ise 3 sterlin. Adres aşağıda:

Hartwell Street, Dalston, London, E8 3DU

İnternet sitesi: http://www.streetfeastlondon.com

download (1)

Etkinliğin afişi…

Londralı Olduğunuzun 15 İşareti

1. Evde, ofiste, metro istasyonunda birdenbire ortaya çıkıveren farelerden korkmuyorsanız ve onlara alıştıysanız, hatta onlarla baş edebiliyorsanız

2. New York’luların “shoebox” yani ayakkabı kutusu tabir ettiği, kutu kadar odalarda ya da evlerde yaşamaya,  eşyalarınızın bavullarda veya kolilerde kapalı kalmasına, evin bir karadelik gibi her şeyi içine çekmesine, aradığınız bir şeyi bulamamaya alıştıysanız

3. Yine bu bağlamda Türkiye’deki evlerin en az 65 metrekare olduğu ve insanların bunu bile küçük bulduğu yönündeki söylemlerini hasetle dinliyorsanız (çünkü burada bir odalı evler 45 metrekare civarında olabiliyor ve kutu gibi evler hiç de öyle şirin değiller! Tam tersi boğucular.)

4. Gardrobunuzda yazlık kışlık kaldırma-çıkarma işlemi yapmıyorsanız, dolabın bir yerlerinde her mevsim sizi idare edecek bir şey oluyorsa (mesela kış günlerinde güneş çıkınca bir tişört, şort ve sandaletle; yazın yağmur yağınca bot ve çizmelerle sokağa hemen çıkabiliyorsanız)

5. Metro ve trende gecikme olunca Twitter’dan hesabını soruyorsanız, ulaşım idaresinden paranızı geri istiyorsanız

6. İstanbul Kart’ın Londra muadili Oyster doldurma makinelerinin önünü, trene bineceğiniz kapının önünü, turnikelerin önünü gereksiz yere işgal eden, trenden çıkmanıza izin vermeden alelacele vagona binmeye çalışan görgüsüz insan güruhuna canınız sıkılıyorsa

7. Güneşli günlerde bikininizi ya da şortunuzu çekip parklara koşuyorsanız

8. Londra’da satılan hiçbir şey (bilet, yemek, konser vs) artık size pahalı gelmiyorsa

keep-calm-and-be-a-londoner-1

9. Bulaşık makinesinin yokluğuna ve çift musluk sisteminin mutlak varlığına alıştıysanız

10. Toplu taşıma sisteminde genelde Pazar günleri yapılan bakım çalışmalarına rağmen Londra’nın bir ucundan diğerine gitmeyi başarıyorsanız ve o günlerde dışarı çıkmaya gözünüz korkmuyorsa

11. Hep bir acele, bir yerlere yetişme telaşı içindeyseniz

12. Telefonda arkadaşlarınızın buluşma tekliflerini “bu aralar çok meşgulüm” diye yanıtlıyorsanız veya bir ay sonraya gün veriyorsanız

13.  Cuma günleri işleri erkenden bitirip kendinizi pub’lara atıyorsanız

14. Bütün dünya mutfaklarını aynı şehirde tadabilmeyi ender bulunan bir fırsat değil, gayet normal bir şey olarak görüyorsanız

15. Ev partilerinde yiyecek vermiyor ve herkese kendi içkinizi getirin demeye utanmıyorsanız

Tebrikler! Siz de artık Londralı oldunuz demektir 🙂

london heart

Not: Bu yazının benzerini haftalık kent kültürü dergisi Time Out London da 10 Temmuz’da kaleme almış. “Gerçek bir Londralı olduğunuzun 28 işareti” başlıklı yazıyı şuradan okuyabilirsiniz. “Başka bir ülkede yürüyen merdivene bindiğinizde herkesin merdivenin iki tarafında da duruyor olması sizi sinir ediyorsa” (Çünkü Londra’daki metrolarda yürüyenler merdivenin sol tarafından gider, durmak isteyenler ise sağında kalır.) şeklindeki 19. maddeye ben de yürekten katılıyorum!