Orta Doğu uzmanı köşe yazarı Patrick Cockburn’den Türkiye protestoları analizi…

THE INDEPENDENT ON SUNDAY, Patrick Cockburn, “World View” Köşesi, 09.06.2013

Orijinali:  http://www.independent.co.uk/voices/comment/erdogans-mishandling-of-protests-has-exposed-the-myth-of-a-stable-turkey-8650706.html

ERDOĞAN’IN PROTESTOLARI İYİ İDARE EDEMEMESİ, İSTİKRARLI BİR TÜRKİYE MASALINI İFŞA ETTİ

 “— Başbakanın ülke içindeki ve düşmanlarla olan kargaşaya karşılık verememesi “yeni bir Osmanlı imparatorluğu” konusundaki lakırdıları saçma hale getirdi —

     Türk hükümetinin Taksim Meydanı’ndaki çınar ağaçlarını koruma amaçlı küçük bir gösteri olarak başlayan ve şimdiye kadar meydana gelen en büyük ve en yaygın halk protestosuna dönüşen protestolara karşı attığı yanlış adımlar komedi gibi. Görsel ve sosyal medyada gösterildiği üzere Türk güvenlik güçleri barışçıl protestoculara tazyikli su ve biber gazıyla saldırmakla yine klasik bir hata yaptılar. Kalabalıkları kızdırmak ve kışkırtmak için yeterince şiddet kullanıldı.

     Televizyonların acımasız davranan güvenlik güçlerini sansürlediği veya gazeteci ve medya sahiplerinin korkutulduğu bir zaman vardı. Ancak insanların yerli ve yabancı olmak üzere birden çok televizyon kanalı izleyebildiği günümüzde bu mekanizmalar artık pek işlemiyor.  CNN TÜRK’ün yaptığı gibi penguen belgeseli yayımlanırsa bir bilgi boşluğu oluşur ki bu boşluk protestocular tarafından hızla dolduruldu. Neler olduğunu hükümetin gözüyle anlatılırsa marjinalleşir ve görmezden gelinir.

     Başbakan Erdoğan gibi marifetli siyasetçilerin ve etrafındakilerin bu kadar kısa sürede bu kadar çok hata yapması şaşırtıcı. Erdoğan bu tuzağa nasıl düştü? Burada iktidarı çok uzun süre elinde bulunduranların kendini beğenmişliği söz konusu. Bu kişiler, tavsiyeleri reddederler ve muhaliflerini şeytanlaştırıp aşağılarlar. Bu sadece Türklere özgü bir şey değil. Aynı şey eski İngiltere Başbakanları Thatcher ve Blair’in de başına gelmişti.

     Gel gör ki, Türkiye, bu protestolar konusunda Orta Doğu devletleri arasında değildir. Türkiye ile Batı Avrupa devletleri arasında paralellik kurulmalıdır. Yabancıların Türkiye’yi anlamakta zorlanmalarının bir nedeni de siyasetin bölgedeki diğer Müslüman devletlerle benzerlik taşıdığına kanaat getirmeleridir. Türkiye’nin 1960’tan bu yana dört askeri darbe yaşadığı doğru, 1980 askeri darbesinde 450 kişi işkence altında öldü, 50 kişi idam edildi ve birçok kişi de kayboldu. En az 178.000 kişi tutuklandı ve bunların neredeyse hepsine işkence yapıldı, 64.000’i de hapse atıldı.

     Bu taraftan bakılırsa Türkiye’deki siyaset Baas Partisi ile yönetilen Irak rejimi veya Arjantin’deki cunta dönemlerini andırıyor. Ancak Türkiye Latin Amerikalı veya Orta Doğulu polis devletlerinin aksine asla seçim yapmaktan vazgeçmedi. Askeri iktidarın en etkili olduğu dönemlerde dahi Türkiye demokratik bir devlet olmaktan tamamen vazgeçmedi. Her zaman güçlü partiler seçimlere adaylıklarını koydu ve hiçbir zaman Mübarek’in Mısır’ında veya Saddam’ın Irak’ında yaptığına benzer tepeden inme bir iktidar olmadı.

     Taksim Meydanı protestolarına dair dış basın yorumlarıyla Türkiye’deki “laiklik” ve “İslam” rekabete değinilmekte. Ancak bu yazarların, söz konusu sözcüklerin Türk bağlamında ne anlama geldiğinden haberleri olmadığı çok açık. Zira Türkiye’de “laiklik” subaylar, çalışan kesim, devlet memurları, polis güçleri ve iyi eğitimli insanlar gibi geniş bir kitle tarafından benimsenen bir dini kült kadar sıkı bir inanca dayanır.

     Ancak Atatürk’ün mirasının kalbinde yatan laiklik değil, etnik toplulukları olmasa bile tüm Türk toplumsal sınıflarını cazibesiyle kendine çeken, hararetli bir milliyetçiliktir. Belki de bu yüzden Erdoğan güneydoğuda Kürtlerle 30 yıldır süren gerilla savaşını ateşkes anlaşmasına karşın sona erdirmekte bu kadar zorlanıyor.

     Taksim Meydanı protestoları ve Türkiye’nin Suriye iç savaşının içine bezdirici şekilde bu kadar çekilmesi, yeniden dirilen Türkiye’nin Orta Doğu, Balkanlar ve Karadeniz bölgesindeki eski Osmanlılık lafların sonunu getirdi.

     Bu bana her zaman Erdoğan Türkiye’sinin siyasi, askeri ve ekonomik gücünü abartmak gibi gelmiştir. “Yeni Osmanlılar” fikri Ankara’nın anlamakta geç kaldığı gizli tehlikeleri beraberinde getirmektedir.

     Öncelikle Türkiye hangi bölgede edindiği nüfuzunu hayata geçirecek? Lübnan, Suriye, Irak ve İran gibi ülkeler ki bunlar yabancı devletlerin müdahalesi için dünyadaki en tehlikeli yerler.

     Öte yandan bu günlerde “Yeni Osmanlılardan” pek de bahsedilmiyor. Erdoğan’ın Suriye Devlet Başkanı Esed ve hükümetinin çabucak devrileceği yönünde oynadığı kumar boşa çıktı. Türkiye, Suriye’yle 500 mil uzunluğundaki güney sınır boyunca yayılmaya başlayan azgın bir savaşı kucağında buldu. Suriyeli liderler Erdoğan’ın Suriye rejimi konusundaki eleştirilerini Türkiye’ye uygulayarak Erdoğan’ın istifa etmesini talep ederek eğleniyor, keyiflerine bakıyorlar. Türkiye sonunda Suriye’de ABD’nin bir vekili haline geldi ki Türkiye’deki halk bundan hoşnut değil.

     Erdoğan, Beyaz Saray’a kolay erişimi konusunda kendini iyi hissediyor olabilir, ancak Tahran ve Şam’da kendine ciddi düşmanlar edindi. Bunların şu anki protestolarla ilgisi olmadığını düşünmek için bir sebep yoktur. Türkiye hem kendi Kürtleriyle hem de Irak’taki Kürtlerle İran’ın muhalefetine rağmen uyuşmakta zorlanacak.

     Türkiye bilhassa şu an Suriye ve Irak’ta patlayan mezhepsel ve etnik çatışmalara bulaşma konusunda gerekli donanımlara sahip değil. Kendi Kürt meselesini dahi çözmüş değil ve dolayısıyla yurtdışındaki mezhepsel ve etnik çatışmalarla baş edemez.

     Erdoğan’ın Taksim Meydanı protestolarıyla başa çıkmaya çalışırken yaptığı hatalar ve Türk dış politikasının başarısızlıkları telafi edilebilecek nitelikte.

     Ancak Türk devletinin zayıflıkları ve ülke içindeki siyasi bölünmelerin derinliği şu anda daha da belirgin hale gelmektedir. Gösteriler aynı zamanda Türkiye’nin ekonomik başarı tarafından önceden maskelenen / gizlenen başarısızlıklarına işaret etmektedir.

     Türkiye’nin Batısındaki gece isyanları, güneyinde patlayan bombalar ve doğuda Kürtlerin yeniden huzursuzlaşması ihtimali ülke içinde ve dışında Türkiye’nin başarılı olduğu öyküsünü temelinden sarsmakta.”

*** Yukarıdaki yorumun çevirisi bana aittir.

ImagePa

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s